Sevgili arkadaşlar,

Sitemizde son birkaç gündür yaşanan problemler konusunda size bir açıklama yapmak istedim. Birçok email aldım konuyla ilgili, siteye ulaşamıyoruz, sitede uyarı var şeklinde. Ben de bir türlü sayfayı yükleyemiyordum. Artı, sitenin başlığında görsel bir bozukluk vardı. Siteyi açmaya çalıştığımda explorer bloke oluyordu. Maalesef sitenin ziyaretçi sayısı da googledaki bu uyarı sebebiyle son günlerde bir hayli düştü :( Sitedeki anlık ziyaretçi sayısı 80-100 iken şu an mesela 15-20. Çok merak ettim neler olduğunu, araştırdım.

Sitemi host eden firma ile görüştüm, kendileri bana konuyla ilgili gerekli açıklamayı yapıp teknik destek sağladılar, teşekkür ediyorum. Yazdığı yorumla önerilerde bulunan Ekrem Durmuşoğlu beyefendiye de konu hakkındaki uyarısı için teşekkür ederim. Ve bana bu olumsuz durumu haber veren tüm arkadaşlarıma.

Sonuç olarak, sitenin şifrelerini -ne amaçla olduğunu bilemiyorum-, vakti gayet bol olan bir şahıs uğraşmış, ele geçirmiş ve siteye virüslü kodlar yüklemiş. Bu sebeple googleda böyle bir uyarı çıkmış. Şu an siteden bu kodlar temizlendi, site eski haline döndü. Bu sebeple tereddüt etmenize gerek yok, sitemiz bilgisayarınıza bir zarar vermeyecektir. Google’dan bu ibarenin kaldırılması için gerekli işlemleri de yaptım, sanırım biraz zaman alabilir bu uyarının silinmesi ama siz bilin ki, site tamamen masum ve zararsız :)

Bu durumun tekrarlanmaması için de gerekli güvenlik önlemleri alındı ve alınacak.

Ben de neden kimse yorum yazmıyor diyordum :)

Sevgiler herkese,

Selin.

Evanescence (Good Enough)

 

,

Dün akşam ve bugün sanki mutfağa girmediğim 2-3 haftayı telafi etmek istercesine coşmuş bir şekilde mutfakta vakit geçirdim. Üstelik evi toparlayıp çamaşır bilmem ne gibi can sıkıcı işlerle de uğraşacak modda buldum kendimi ki, hala şaşkınlık içerisindeyim.

Yemek yapmanın benim için bir terapi olduğunu unutmuş olduğuma da ayrıca şaşırdım bu arada. Araya hastalık filan girdi ve on gün kadar kendime gelemedim ama, geri kalan günlerde mutfak konusundaki tembelliğime bir açıklama bulmaya çalışsam da bulamıyorum. “Ay bulaşık çıkacak, aman yere birşey dökülecek ve bunlarla uğraşacak halim kesinlikle yok” şeklinde bir düşünce tarzı geliştirmişim kafamda. Ama dün akşam mutfak için alışverişe gittim ve kendime geldim sanırım.

Markette gezinirken kafamdan yemek tarifleri uydurdum, hatta unutmayayım diye de kasadan kalem kağıt isteyip yazdım. Hahah, arada bir geliyor bana böyle. Eve gelir gelmez bir hevesle aldıklarımı yerleştirdim ve hayali tarifimi uygulamaya koyuldum. İlginç bir şekilde de güzel olacağından emindim sanki.

Malzemeler:

  • 6 parça bonfile

Marine için:

  • 1 türk kahvesi fincanı zeytinyağı
  • 1 türk kahvesi fincanı süt
  • 2 tatlı kaşığı kimyon
  • 1 tatlı kaşığı kekik
  • 2 çay kaşığı tuz
  • Dilediğiniz miktar çekilmiş tane karabiber

Garnitür için:

  • 5 adet bebek patates (bilirsiniz, minik boylarda çok sevimli ve lezzetli patatesler)
  • 10 adet taze mantar
  • 2 orta boy kuru soğan (beyaz)
  • 4 adet temizlenmiş enginar (markette temizlenmiş, su dolu poşetlerde satılıyordu, ben onlardan aldım.)
  • 1/2 demet maydonoz
  • 1 türk kahvesi fincanı zeytinyağı
  • 2 tatlı kaşığı un
  • 1/2 türk kahvesi fincanı su
  • Tuz, karabiber

Fesleğenli & Kremalı Sos için:

  • 200 ml. hazır krema
  • Dilediğiniz miktar taze fesleğen
  • 1 tatlı kaşığı kuru fesleğen
  • Tuz, karabiber, kimyon
  • Dilediğiniz miktar ezilmiş sarımsak (ben baya bol miktarda kullandım)
  • 1 tatlı kaşığı un

Yapılışı:

  • Öncelikle marine için gerekli tüm malzemeleri karıştırıp bonfile parçalarını bu karışımda 1 saat kadar bekletin. Yani önce bunu yapın, diğerlerini hazırlarken etler marinede kalsın. En son onları pişirin.
  • Garnitür için bir tencerede zeytinyağını kızdırıp ince kıyılmış soğanları kavurun. Daha sonra saplarını koparıp ince doğradığınız mantarlar, ince dilimler halinde kestiğiniz bebek patatesler ve dörde böldüğünüz enginarları tencereye ilave edip suyunu salana kadar orta ateşte soteleyin. Sebzeler suyunu saldığında ateşi en kısık dereceye getirip, tuz ve karabiber ilave edin. Kıyılmış maydonozları ve suyu ilave edin, unu ekleyip karıştırdıktan sonra tencerenin kapağını kapatın. Özellikle enginar ve patatesler yumuşayıp suyunu çekene kadar kısık ateşte arada karıştırarak pişirin.
  • Bu arada sosu hazırlamak için kremayı sos tenceresine alın. Unu ekleyip kısık ateşte hızlıca karıştırarak biraz koyulaşmasını sağlayın. Kıyılmış taze fesleğen, kuru fesleğen, tuz, karabiber, kimyon ve ezilmiş sarımsakları ilave edin. Kısık ateşte karışım koyulaşana kadar karıştırarak pişirin. En son el blenderı yardımıyla karışımı pürüzsüzleştirin. Servise kadar sıcak tutun.
  • Marinede beklettiğiniz bonfile parçalarını marine sosunun tamamıyla birlikte bir tavaya alın. Çevirerek hafifçe kızarana kadar orta ateşte pişirin.

Servis önerileri:

  • Bonfileleri servis tabağına alın. Hazırladığınız garnitür ile süsleyin. En son fesleğenli sostan üzerine dilediğiniz miktarda gezdirerek servis yapın. (kırmızı şarapla süper oluyor.)
  • Servis tabağına bir miktar sade pilav da ekleyebilirsiniz. Ben sade pilav ve roka salatası ile servis yaptım.
  • Roka salatası gayet basit. Körpe roka yapraklarını güzelce yıkadıktan sonra cherry domatesleri bütün halde salata tabağına ekledim. Sos için ise elma sirkesi, limon suyu, tuz ve sızma zeytinyağı kullandım. Dilerseniz knorrun hazır salata soslarını deneyebilirsiniz.
  • Sade pilav tarifimi vereyim bu arada, kesinlikle bir pilav tarifiniz vardır ama benim uyguladığım tarifi önermek istedim, çünkü çok güzel oluyor. 1 türk kahvesi fincanı mısırözü yağını kızdırıp 2 su bardağı yıkanmış baldo pirinci beyazlaşana kadar kavurun. 3 su bardağı oda sıcaklığında su ilave edin. 2 çay kaşığı tuz ekleyip karıştırın. Ateşi en kısık dereceye getirip suyunu çekene kadar demleyin. Tavsiyem ilk önce pilavı pişirip servise kadar kapağı kapalı olarak (kapağın altına kağıt havlu yerleştirdikten sonra) dinlendirmeniz. Kağıt havlu pilavın buharını çekip tane tane olmasını sağlıyor. Bir de pilava kaynamış su eklemiyorum ben, sıcak su eklediğimde suyunu çabuk çekip pirinçlerin sert kalmasına sebep oluyor. İlave su eklediğimde ise pirinçler birbirine yapışıp lapa gibi oluyor. 2 su bardağı pirince 3 su bardağı su oranı bozuluyor yani. Tane tane ve bembeyaz bir pilav isterseniz bu şekilde denemenizi tavsiye ederim. Birkaç damla limon suyu da renginin bembeyaz olmasını sağlıyor. Belki bir çay kaşığı hindistan cevizi ilave ederseniz de çok hoş bir koku veriyor ama tabii bu arzuya bağlı. Mısır özü yağının lezzetini pilavda çok beğeniyorum ben. İsterseniz onun yerine 1 dolu yemek kaşığı tereyağı ya da margarin de kullanabilirsiniz, (zeytinyağını pilavda pek tavsiye etmiyorum, çeşnili pilav ya da bulgur pilavında güzel oluyor ama sade ya da şehriyeli pirinç pilavında çok baskın bir tadı ve kokusu oluyor sanki.) Et suyu ya da tableti de kullanabilirsiniz alternatif olarak. Pilav güzel şey, bayılırım ben.

Not:

  • Garnitür tarifini özellikle öneririm. Her türlü kırmızı et, tavuk ve hindi yemeğinin yanında çok güzel olur. Çok güzel bir tadı var. Püf noktası ise kesinlikle fazla su ilave edilmemesi ve kısık ateşte pişirilmesi.
  • Fesleğenli sos ise çoook lezzetli. Makarnalarda da kullanılabilir, parmesan peyniri eşliğinde. Hatta parmesan peynirini bu tarifte de sosa ekleyebilirsiniz.
  • Marine tarifini ise tüm et yemeklerinizde uygulayabilirsiniz. Baharatları dilediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Süt yerine krema kullanabilirsiniz. Süt çok yumuşak olmasını sağlıyor etin. Özellikle hindi ve kırmızı etlerde.

Sonuç olarak, çok güzel bir yemek oldu, bence deneyin.

Bu arada, geçenlerde size sürprizler hazırladığımı ve sitenin tipini değiştireceğimi yazmıştım ve evet hala durum aynı. Ama bir tembellik geldi üzerime böyle, aslında tembellik de demeyeyim, hastaydım ben. Hahah kırk yılda bir hasta oluyorum ya artık nazımdan çekilmem :P Sonra ofisten de hep geç çıktım, yazamadım işte. Sürprizlerden bir tanesini yazıyorum. (hayatımda becerebilsem bir sürpriz yapmayı zaten) Sohbet odasını geri istemişti bazı arkadaşlarımız, ben de özledim o yüzden kısa bir süre sonra sohbet odamız yine sitede olacak. Hmm. Diğer sürprizi de yazsam mı. Ya da yazmayayım da, şöyle söyleyeyim: Sitenin sağ üst köşesindeki linke tıklayın, göreceksiniz. Sürprizmiş. Hayatta beceremem ki çenemi tutmayı ben!

Bugün de günün ilk yarısını yine kafamdan oluşturduğum (ama çook güzel) bir kek tarifi deneyerek, ikinci yarısını da ofisten eve getirdiğim işlerle uğraşarak geçirdikten sonra, şimdi de size yazıyorum. Bir yandan da abuk subuk abur cubur indiriyorum mideye. Ama kolayı bıraktım desem inanır mısınız? Hastaydım ya ben şimdi (hahahah evet hastaydım) bir süre organik beslendim. Sonra iyileşince “ah bir kola olsa da diksem kafama” hayalleri kurarken ilk yudumda “ayyy, boğazımm” dediğimi hatırlıyorum ki, hayatımın en şaşkın anlarından biriydi sanırım. Ay nasıl bir asit, yutamadım da. İçmiyorum değil, içemiyorum bir süredir. Canım istiyor ama içemiyorum. Nedir bu durum böyle? Organik elma suyu ve üzüm suyu içiyorum. Hahah valla gülmekten öleceğim kendime. İtiraf ediyorum bir keresinde meyve suyunun içine kola karıştırdım. İğrenç oldu tabii. Sanırım kendisiyle yollarımızı ayırıyoruz yavaş yavaş. :P

Bu arada, geçmiş olsun dileklerinize çoook teşekkür ederim! Gerçekten beni bu kadar düşünmeniz, yorumlarınız ve emaillerinizle güzel güzel şeyler yazıp bana moral vermeniz beni çok mutlu etti.

Bugün böyle bir havadan sudan yazasım varmış arkadaşlar. Bahsetmeyi düşündüğüm şeyler vardı, kafamda oradan oraya gezinip duran düşünceler filan, ama şimdi valla yazmaya üşendim. Yani sizinle paylaşmak istemediğimden değil, sadece şu an şu tuşlara basacak halim bile yok. Zaten pazartesi sendromu söz konusu yine. Amaaan.

Şu şarkıyı dinleyin, buna bayılıyorum ben..

Next Page »